.

.
Yemek Tarifi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yemek Tarifi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2012 Pazar

Neye niyet neye kısmet...



Evet pes ettim ama 2 gün direndim bu da başarıysa başarı :)) Kış günü herkes eve kar nedeniyle kapanınca dadandılar hamur işlerine. Bense ne kadar mutfaktan uzak durmaya çalışırsam çalışayım 724 KM uzaklıkta kâr etmiyor şu ekran sayesinde, gözüme gözüme sokuyorlar pohaçaları, üstelik nar gibi kızarmışlar. Onun kanına kim girdi bilmiyorum ama Sevgili Cebimdeki Renkler açtı bu işi başıma. Vallahi bugün pek hamaratlığım üzerindeydi. Önce üstten üsten günlük ev temizliği, ardından ütü, ardından semt pazarı ile sabah programımı tamamlayıp eve geldim ve pohaça yapacağım diye soluk soluğa pazar malzemelerini yerleştirdim ve mutfağa girdim. Saat 14.00 olmuştu malzemeleri önüme dizmeye başladığımda lakin her evde bulunanın aksine ben de kuru maya yok yaş maya vardı,tam buğday unu ne diye aranmadan mevcut unu kullanmaya karar verdim ve  elimde olanlarla da olur diye işe koyuldum. 40 gr yaş mayadan 1 çeyrek ayırıp kalanını, ılık süt ve şekerle mayalandırdım. Sevgili Cebimdeki  Renklerin tarifini aynen uyguladım ve mayalanması için buzdolabına strechleyip koydum, 3 saat bekleyecekmiş. Ama zaman az çay saatine yetişmesi bu durumda imkansız, ani bir kararla hamuru buzdolabından çıkarıp kaloriferin üstüne koydum bu defa ve25 dakika mayalamaya bıraktım. Zamanla yarışıyorum adeta oldu saat 15.30. Hemen hamurdan rastgele parçalar kopararak bir tepsi sade, bir tepsi de peynirli yaptım. Tekrar beklemesi mayalanması gerekiyormuş, pişme süresini de hesaba katınca çay saati 18.00'lere kayacak, evdekiler tepemde git gel bekliyorlar, daral geldi bana mutfaktan adam kovalamaktan, 2 tane küçük fırını aynı anda yakıp kapakları açık olarak ısınıncaya kadar tepsileri yerleştirdim içine. Fırınını iyicene ısınması 10 dakikayı aldı, aynı anda kapakları kapattım ve 180 derecede üstleri kızarıncaya kadar pişirdim, puf puf kabardılar enfes bir görüntü. Bu arada annemle çayı demledik,  eldivenleri takıp fırından pohaçaları çıkarmıştım ki baskına uğradık. Bade ile  Buse hanım annesini babasını teyzesini alıp bize  surpriz yapmışlar, minicik parmakları ile kapıyı çalıyor. Bağrışlar çağrışlar arasında çay sofraları kuruldu ev şenlendi.  Pohaçalar pohaça niyetine büyük bir beğeni ile yenildi, kalanlardan paketlenip gelemeyenlere gönderildi.
Sıfır sıfır elde var sıfır daaa ben pek bir şey anlamadım bu pohaçadan:)) Herkes bir iltifat pohaça niyetine yedi yemesine de ben pohaça yapacağım derken bütün bu kardığım malzemelerle ortaya bildiğimiz klasik pohaça tadında bir şey çıkaramadım. Lakin çok güzel leziz sandwich oldu benimkiler. Tekrar yapar mıyım evet yaparım hem de ayıla bayıla ama sandwich olarak yaparım.
Yazıyı hazırlarken gittim geldim baktım Sevgili Cebimdeki Renklerin resimlerine bir daha bir daha ama yok onunkiler resmen pohaça. Diyeceğim o ki benim yaptığım gibi tarifi uygularsanız sandwich, Sevgili Cebimdeki Renkler'in yaptığı gibi uygularsanız pohaça oluyor, haberiniz ola. Tercih size kalmış hangisini canınız çekerse onu yapıverin yani:))




2 Ekim 2011 Pazar

Anne Keki:))





Pazar sabahı ne güzel gider dedim şimdi kokusu yayılsa şöyle eve:))
Ama kek mek kalmadı ortada geçen hafta krize soktu beni gece gece Sevgili Cebimdeki Renklerciğim:))
ertesi gün anneye indirekt sipariş verildi ve evden gidildi. Sonra bir ara bir şey öğrenmek için evi aradım telefonla ,1 saatlik işin kalmış dışarıda, eve döneceğim sonrasında. Eve geldiğimde daha blok kapısından girerken bir kek kokusu doldu burnuma. Unutmuşum ben keki ama içim gitti:  '' Ahh dedim, kimbilir kimin dairesinden yayılıyor bu koku'' Ne'li olduğunu tahmin etmeye çalışa çalışa  bindim asansöre. Annem verdiğim indirekt mesajı almış ama ben telefonla arayana kadar unutmuş:)) Ben telefon  edince hatırlayıvermiş, girmiş mutfağa yapmş keki, ben buram buram tüten haline snıff snıfff koklayarak yetiştim, yüzümde koca bir tebessümle.
Elleme daha sıcak, hamur olur, midene oturur nidaları arasında bir dilim itinayla kesildi ve ''Ayyy ne olacak annee, bir şey olmaz banaaa yaaa'' diyerek afiyetle yendi:))
Bu kek bilinen bir tarif, biz de anne keki diye geçer adı:) Ben öyle yağsız, diyet kekler sevmem,hadi bu kerede beyaz unlu olsun diyen olursa diye tarifini veriyorum.


1 Limon rendesi,
1/2  limon suyu,
2 su bardağı un elenecek,
1 su bardağı, süt,
kabartma tozu
vanilya,

(Fiamma kek tarfif verirse böyle olur:))  yumurtayı ve şekeri unutmuşum Nevalciğim sağolsun uyardı)
3 yumurta
1 sı bardağı şeker,
1 su bardağı  yudum sıvıyağ

Sıvı yağ hariç tüm malzemeler karıştırılacak mikserle, en son sıvı yağ önce kek kalıbına dökülecek, kek kalıbının içinde gezdirilecek sonra malzemelerin içine ilave edilecek. yine mikserle hafifice karıştırıp bu kere yağladığınız kek kalıbına alınıp 175 derece de kabarana kadar pişirilecek yaklaşık 45-50 dakika. Kapak açılmayacak bu arada:))

Yaparsanız sizlere de afiyet olsun. Ben dünden beri yine kek krizindeyim , bu kere klasiğin dışına çıkıp Sevgili Antep Gelini'nin tarifini deneyeceğim:))

29 Mayıs 2011 Pazar

Yalancı Dolma:))


İştahım açıldı son zamanlarda ama canım hep yeni tadlar yemek istiyor, eski ağza yeni tad misali... Yine bir İzmir güzeli taze yapraklar, ablam getirdiydi de pek ikna olamadıydı annem yapraklar çok büyük olunca pek İzmir yaprağına benzetemedi. Bu nedenle riske etmemek için dolmaları yaprakları bir taşım haşladık. Bizde yalancı dolma dolmaların arasında en çok sevilenidir. Neden yalancı demişler hiç anlayamam hani sarma işlemi olmayıp üstüste bir sıra harç bir sıra yaprak dizsen yalancısı olsun da bunu oturup bayağı sarıyorsun, soğanıydı, dereotuydu nanesiydi doğra doğra uğraştırıyor yani bu da özhakiki dolma kadar emekli değil mi Allah aşkına bir tek kavurması mı hakiki dolma yapıyor diğerini :))
İç malzemesini ben doğradım annem kardı. 4 demet taze soğan,1 demet dereotu,1 demet nane, 1 limon, 3 bardak pirinç,kuş üzümü,çam fıstığı, şeker,tuz karabiber ve zeytinyağ ile çiğden. Beraberce bir çırpıda sardık, bizde kalem gibi incecik sıkı dolma pek sevilmez, gözü de dolduracak, ağzı da.
Şimdi tam mevsimi, pişman olduk haşladığımız için yaprakları ki ağızda dağıldılar.Hakikaten İzmir güzeliymişler:) Tabaktaki görüntü çok güzeldi, resimde sanki kararmış gibi çıkmış farketmedim yoksa yine çekerdim resmi:)) maalesef afiyetle yedik bitirdik.




20 Mayıs 2011 Cuma

Sebze Bahçesi

Kendimi bugünlerde mutfağa adadım. Sanırım pazar pazar gezmelerin ve de mevsimin etkisi var bu durumda çünkü her mevsim bu vakitler bu durum tekrarlanıp duruyor ben de...

Hem hafif, hem sağlıklı, hem başlıbaşına bir öğün, hem garnitür hem ikram hem de pratik olunca  ve de mutfağa girince ve de bu tarifi severek sık sık yapınca sizlerle de paylaşayım  belki denersiniz dedim.



Izgaralık Malzemeler:
2 adet kabak, 2 adet patlıcan, 2 adet havuç, 4 adet kırmızı biber, 3 adet yeşil biber
(arzuya göre brokoli,sarı dolmalık biber, patates,domates te ilave edilebilir bu malzemelere)
Tüm malzemeler verev ve orta incelikte, patlıcanlar pijama şeklinde soyulup yine verev kesilip, biberler uzunlamasına önce ikiye sonra dörde ayrılarak tost makinasında (kapağı kapalı durumda)geç pişenden kolay pişene sıra ile ızgara yapılır. (ben sebzelerin pişme işlemi bittikten sonra tost makinasından almadan önce bir fırça ile içine sarımsak dilimlediğim zeytinyağını sürüp 1 dakika kadar daha pişiriyorum.)

Dip sos:
1 küçük şişe Barilla  Pesto Sos, yogurt (Süzme yoğurtla da güzel oluyor)
2 tatlı kaşığı pesto sos ile bir kase yoğurttan dip sos hazırlanır.
(Arzu edenler, taze fesleğen, çam fıstığı, zeytinyağı,sarımsak ile pesto sosu kendileri de yapabilir)

Hazırlık Süresi: 40 dakika

Servis tabağının ortasına kase yerleştirilir etrafına ızgara edilen sebzeler dizilerek üzerine çok az pesto sos damlatılır ve servis edilir. Etin, tavuğun yanında garnitür olarak veya başlıbaşına bir yaz yemeği olarakta yenilebilir. Yeneceği vakit hafif fırınlanarak sıcak servis yaplabileceği gibi soğukta servis edilir.

Izgara edilmiş domates püresi (4 orta boy), sarımsak(3 diş), zeytinyağı(1 çorba kaşığı),  fesleğen(1 çay kaşığı) ile yoğurtsuz sos da yapılabilir.

Yapacaklara şimdiden afiyet olsun diyorum...



15 Mayıs 2011 Pazar

Biri tutmuş, biri ayıklamış, biri pişirmiş...

En güzel mevsim, sebzeler, yeşillikler bir harika, çarşı pazar gözüm gönlüm açılıyor da bu enginarlar ege güzelleri...Ablam eğer mevsimin bu zamanına turu denk gelirse üşenmez  İzmir'den getirir bu güzelleri:) Bu defa da öyle oldu Kuşadası gezisinin ganimeti bunlar:) Turistler bile dayanamamış  rengarenk taptaze sebzelerin görüntüsü karşısında, çarşı pazar gezmek istemişler hatta İzmir uçuşlu olduklarından alışveriş bile yapmışlar, o da onlar gezerken fırsattan istifade pazar alışveriş yapmış bize. Kıyamadım ayıklamaya  öyle körpeydiler ki, aslında  bu kadar körpe olunca ayıklamadan yapılacak tariflerde var ama oy birliği ile zeytinyağlı da karar kılındı.

Abla tuttu, ben ayıkladım, anne pişirdi, afiyetle yendi:))), okuldan gelen yok:(( ama ona zaten kalmadı:))
Fena sardı bu yemek işi beni ama yanarım yanarım enginarların çiçek haliyle resimlerini çekmediğime yanarım. Karnım doyunca gözlerim açıldı aklım başıma geldi ama iş işten geçti:) neyse belki tekrar gider bu aralar belli mi olur?

Fatoş ya da Fattoush...

Beni elinde iğne, iplik, bilcümle nakış aparatları ve takı malzemeleri görmeye alıştınız ya nerden çıktı şimdi bu fotograf dediğinizi duyar gibiyim:)


Kendimi mümkün olduğunca şu yemek olaylarından uzak tutmaya çalışıyorum hatta arkadaşlar gücenmesin yemek bloglarını tıklamamak için de bir hayli gayret sarfediyorum. Görüpte yapmamak, denememek olmaz kazara bir yemek bloğuna tık yapsam hemen ertesi gün denenecek bir sürü tarifle kendimi boğuşurken buluyorum. Bir rivayete göre elim oldukça lezzetliymiş:)) ve arkadaşlar arasında ve aile içinde çok sevilen ve benim de severek yaptığım, yapımı özlenen ve beklenen belli spesiallerim vardır. Ama sık yapmam o başka:) Yapması değil de yemesi kantarın vicdanını zorluyor :)))

Pazar pazar içimden geldi madem mutfağa girdim, arkadaşlarımla da paylaşayım dedim. Biraz kalorili olmasına rağmen  aile de severek yenen bir salata Fattaoush nam-ı diğer adıyla Fatoş. Bir Beyrut salatası, benim çok sevdiğim Susu teyzem Beyrutlu tabii onun elinden yemek ayrı bir tad, ben onun gibi yapamasam da yapımını ondan öğrendim ve uzun yıllardır uygulamaktayım. Bayat ekmekleri değerlendirmek adına köftenin, tavuğun, barbekü'nün yanına ek bir sunum katmak adına da leziz bir tarif. Arzu ederseniz ekmeksiz 1 su bardağı dolusu pilavlık bulguru önceden sıcak suda ıslayarak da yapabilirsiniz lakin onun adı Fatoş olmaz baştan söyleyeyim:)

Özellikle ekmekler bayatlayınca çöpe atılmasına içim acıyor, bu dünya da bir lokma ekmek bulamadığı için ölen milyonlarca insan varken bu israf beni vicdanen çok rahatsız ediyor. Bizim evde ekmek atılmaz pek, bayatlayınca rondodan geçirip köfte, humus, çerkez tavuğu, tarator gibi yiyeceklerin yapımı için dondurucuya konur. Alanya Belediyesi  Nisan ayında'' Bayat Ekmeğini Değerlendir, Sofranı Bereketlendir'' diye bir etkinlik düzenlemiş ve 30 çeşit bayat ekmekle yapılan yemek ve tatlı'nın tanıtımı ve tadımı yapılmış ve bunların broşürünü basıp ev ev dağıtacakmış. Yürekten kutluyor ve destekliyorum. Alanyalı arkadaşlarım bu tarif broşürlerine talibim haberiniz ola...  En çok ekmek Istanbul'da  tüketiliyor ve çöpe atılıyormuş. Sahi Istanbulda bir günde ne kadar ekmek çöpe gidiyor bileniniz var mı? Ben söyleyeyim 3 milyon 500 bin:(

 Neyse bu konu uzayıp gider, kırk yılda bir salata tarifi verecekken beyin fırtınası yaptırmanın alemi yok deyip Fattoush tarifine geçmenin tam zamanı, üstelikte herşey öyle taze öyle kıtır kıtır ki tam da mevsimi... 

Malzemeler: 1 tam bayat ekmek, 1 demet sap kısımları ayıklanmış semizotu, 2 çorba kaşığı sumak,  6-7 sap taze soğan, 3 diş sarımsak, yarım limon, 1 su bardağından 2 parmak az zeytinyağı ve ayçiçek yağı karışımı, 1 tutam tuz, yarım demet maydanoz, yarım demet nane, çeyrek demet dereotu, 2 adet salatalık, 4 tane orta büyüklükte kabuğu soyulmuş domates,3 adet sivri biber.


Semizotu ve ekmek hariç tüm malzemeleri mümkün olduğunca küçük doğrayıp genişce bir kaba koyuyoruz. (Çoban salatası yapar gibi amma biraz daha minik) Ekmekleri küp küp doğrayıp (arzu ederseniz fırınlayarak) malzemelere katıp ekmeklerin rengi salatanın içine kattığımız limonun, zeytinyağının, domatesin suyu ile sumağın rengini çalıncaya kadar harmanlıyoruz. Eğer semizotunun yaprakları küçükse sadece tahta üzerinde 2 bıçak darbesi ile büyükse 3-4 bıçak darbesi ile fazla ezmeden diriliğini kaybettirmeden kıyıyoruz. Son olarak salatanın içine katıp nazikcene 1-2 harmanlıyoruz. Elime sağlık  bugün pek güzel yapmışım, sizlere  de bu tarifimi yaparsanız şimdiden ''Afiyet olsun'' diyorum...