.

.
Geri Dönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geri Dönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2012 Pazartesi

Cep Telefonu Şarj Taşıyıcısı


Boşalan her nev'i deterjan kabının nedir elimden çektiği ben dahi anlayamıyorum:)) Üstelik büyük bir adanmışlıkla yapıyorum bu işi , attığım her işime yaramayacağını düşündüğüm plastik kutunun ardından 1-2 gün bekletseydim keşke diye de hayıflanıp vicdan bile yapıyorum. 
Kaftanlar, sihirli kutular, telefon kapları, kalem kutuları,  kapaklardan minik saksılar derken cep telefonu şarj aleti taşıyıcısını(Adı bu mu bilmiyorum?) yapmasam olmazdı. Bu evde banyo dışında bütün prizler aşağıda yere yakın bu nedenle de basılır korkusuyla şarjdayken telefonları yere bırakamıyor, en yakın yüksek yere koyup telefonun kablosunu bayağı gerdirmek zorunda kalıyorduk. Lakin asıl sorun titreşimli telefonlar yüzünden yaşanmaya başladı ve telefonlar çaldıkça kendilerini yerde bulmaktan sersemlediler. En kolay çözüm bir dükkana gidip satın almaktır, ben de öyle yaptım bu işler için araçlarda da kullanılan şeffaf silikon pedlerden aldım ama sonuç alamadım, çünkü  dik yüzeyde sıkı tutuyor sanıyorsun bir müddet sonra bir bakıyorsun telefon yerde:( 
Velhasılı, en kolay çözüm plastik bir şampuan kutusunu kesip kendin yapmakmış:))Maviyi ablama, pembeyi kendime yaptım.  Ben sürekli aynı prizde şarj ettiğimden boş kaldığında ortada dolaşmasın, dursun  durduk bir yerde diye tack-it ile duvara sabitledim ki pek bir rahat oldu. 




Kullanışlıymış, tavsiye ederim.

26 Ocak 2012 Perşembe

Çöp Kovası:)

Artçılar var tamam da, artçıların da artçıları var:)) Hani şu damacana kılıflarını yenilemiştim yaa, çıkardıklarımdan bir tanesini doğru çöpe yolladım çok şükür. Diğerine baktım eli yüzü nispeten düzgün, dursun bakim biraz diye bir köşeye ayırdım.



At gitsin onu da , ne yapacaksın değil mi? Ne yapacağım efendim, tabii dertsiz başıma her zaman olduğu gibi  çorap öreceğim  ve kendime iş çıkaracağım:)) Bir de diyorum ki hiç dinlenmeye vakit yok, gerçekten yok emeklerken dahi zaman yetmiyor bana kimi gün, her daim yapacak bir şey bulup duruyorum, ama böyle dinleniyorum ben, el el üstüne oturmak bana göre değil,, kızma bana Nalanım:),  hele sonuçta bir şeyler çıkınca ortaya seviniyorum da üstelik...






Herkes sepet örerken ben kısmi de olsa sepeti sökerek başladım işe yine her zaman olduğu gibi 1*1.5 m2 lik balkonumda.(Eğer yazlıkta olsaydım diğer taraftan söker balkona abajur yapardım o başka:)) Ama kış günü  bu işe kalkışmak bile akıl kârı değil. Hava güzeldi başladığım zaman, güneşti lakin sonra birden sertleşti , fırtına çıktı hem de ne fırtına:( bu yüzden odaya taşınıp kalan dağınıklığı orada toparlamaya  ve bu kere odanın ortasında tekrar dağılmaya devam ettim. Öyle bir dağıldım ki diğer aşamaları resimleyecek bir alan bile yaratamadım, daha sonra bu yazıya baktıkça yüzüm kızarsın istemedim açıkcası:)) Bu aşamadan sonra sıcak silikonla  o sökülen kısımları sabitledim.  İç tarafından sağlamlaştırmak için silikonla yapıştırarak kurdela geçtim. Bir kartondan daire kesip yapışkanlı kağıtla kapladım, o daireyi sepetin altına silikonla monte ettim. İçine sulu şeyler pek atmam ama her ihtimale karşı köpük naylon kapladım, naylonu dışa doğru ters çevirip sabitledim ve kalın bir kurdela ile süsledim.  Üstüne bir kapak yapınca sonuçta  işte bu çıktı ortaya.



Hayda bunu da ne yapacaksın, bunca dağılmaya değer miydi diye sormayın:)) Bizim evin en son ulaşılan ve oturma odamızdan en uzak mekanı mutfaktır. Bense her türlü dağınıklığı hobilerim sırasında işgal ettiğim bu odanın bir köşesinde gerçekleştiriyorum ki çöp başı mutfağa gitmeye kalktıkça ömrüm yolda geçiyor. Önce ufak bir çöp kutusu edindim, bazı gün yetti bazı gün taştı, olmadı. Sonra balkon demirine torba asmaya başladım o da hoş durmadı.


Sonunda bizim damacana kılıfının artçısı oldu bana çöp kovası:)) Yine balkonda duracak tabii ama bana daha yakın olacak gidip gelmelerden kurtulacağım, he hee aklımı seveyim:))





16 Ocak 2012 Pazartesi

Somon Güllü Notluk ve Kalemi :)))


Gece gece başıma ne iş açarsınız ey Nedretciğim, Nihalciğim!!
Hayır ben de de kabahat var sadece müsebbipleri de suçlamamak gerek, her gördüğüne atılma!!! ben de istiyorum, ben de yapacağım diye, gör, beğen, güzel olmuş, fonksiyonel olmuş de geç, beynine, beyinciğine kaydetme , hadi kayıt yaptın kurt gibi kırt kırt kemirmesine izin verme, değil mi? Yokkk nerde, gece yarım olmuş gözlerime kürdan takacağım neredeyse ama yatsam ertesi güne bıraksam kesin rüyama da girer, günler çuvala konmuş, ben somon rengi gül arar dururum. Ev dandini oldu uygun bir gül bulana kadar, bugün gittim geldim gece vakti çıkarıpta kullanmadığım malzemeleri yerlerine koymaktan bitap düştüm.
Şart mı diyeceksiniz, şart efendim şart. Nedretciğimle, Nihalciğim buzdolaplarına notluk magnet yapmışlar hatta Nihalciğim bütün gece seri üretime geçip çeşit çeşit yapmış, bir de yaptıkça yayınlamaz mı? Hangi birine ayy bu daha güzel olmuş diyeceğimi şaşırdım, ihtiyacımda var üstelik böyle bir şeye. Ben kapı girişine koyacağım, mutfak hem  çok uzak hem de buzdolabının üzeri dolu, yani  benimki pek ayak altı  onların yaptıklarından niye eksik olsun kiii değil mi ama? Onların yaptıkları benim yaptığımdan kat be kat güzel haliyle, ben fazla göze batmayacak bir şey yaptım ev halkından korkuma, bir gün her yere bir şey takıp takıştırdığım için evden kovulacağım diyorum da kimse inanmıyor. Bu yazının altına adreslerinizi bırakın ki kovulduğum zaman hobilerimi devam ettirebilmek için hazırlıklı olayım...

Hadi bunu böyle bitirdik de, bitti mi beyinciğine dolanlar derseniz. Hayır bitmedi, nerdeeee o huzur ben de ????? Nazancığımla yine Nedretciğimin yaptığı bereler pek bir favorim. Fason işçi tuttum yine, ara sıra naz niyaz ediyor, o örüyor ben iki iş arasında söküp dikişlerini yapıyorum. Pek sevdim bu işi:)) Pek yakında onlarda yayında... Az rahat durun kızlarrr, yetişemiyorum hızınıza:)) Hem Banuşum da hasta, belki o da yapmak ister:)

28 Aralık 2011 Çarşamba

Duvar Kağıdı Kaplama'nın Artçıları-4







Yağmurlar ara verdi, bu iyi. Ben devam ediyorum dekupaj kağıtlarını yapıştırmaya. Bu eski alman gümüşü ayaklı bir kaseydi. Önce beyaza boyadım sonra dekupaj kağıtlarını yapıştırıp sprey vernikle vernikledim. Az kaldı yarın tam kuruması gerçekleşir ve eve yeniden girer:) Bu işler böyle eşyaların başı dönüyor bir balkona atılıp bir içeri alınmaktan:))

24 Aralık 2011 Cumartesi

Duvar Kağıdının Artçıları-3










Bu plastik tepsiyi, dekupaj kağıdı ve dekpaj tutkalı kullanarak yaptım. Diyeceksiniz ki yavaş yavaş doğru yolu buluyorsun:)) Yok vallahi bulamadım doğru yolu :( Şu dekupaj tutkalı denen şeyle aram hiç iyi değil belki de hislerim beni evde varken uzak tutuyor sırfta bu yüzden, ya da ben beceremiyorum bilemedim. Vernikeleyene kadar kusursuzdu herşey.. Verniği sıkınca, birazda fazla sıkınca kabarma yaptı sonra tekrar  yerli yerine yapıştı herşey ama bir köşede boya tepsinin boyasında çatlatma yaptı.Hava yağmurlu balkona bıraktım o da etkilemiş olabilir. Neyse ne artık... Pek içime sinmedi, oysa öbür tutkalda öyle bir sorun yaşamadıydım. Kullanılır mı bu haliyle derseniz kullanılır da hep gözüme batar durur o başka:))

21 Aralık 2011 Çarşamba

Peçeteliğin Yolculuğu...

Kış kapıya dayandı, oturma odasının bir köşesine çaktırmadan Corner Office kuruyorum:) Bir zamanlar peçetelik olarak ömrüne başladıydı. Tuzluk ve karabiberlikten biri kırılınca takım hali bozuldu. Ben de bu parçayı birşey yaparım elbet diye ayırdıydım.
Alladım pulladım ofisimin ilk ünitesini tamamladım:)) Baktım diğer kalemlik ve kitap ayracı olarak kullandıklarımında dış yüzleri yıpranmış, hadi el atmışken onları da yenileyeyim dedim.

















13 Şubat 2011 Pazar

Yağışlar geliyormuş!



Şu promasyon malzemelerine yazılan kocaman yazılara sinir oluyorum napim yani:) Ele aldığım Bozcaada hatırası üstelik:(Bizi de yani bizim gibi atmama hastalığı olanları da düşünseler şu firmalar hani şöyle minik minik yazsalar da fazla iş çıkarmasalar diyorum ama nerdeee. Bir şişe şarap geldi Bozcaada'dan hediye enfes bir tadı ve aroması var, Bozcaada üzümü malum da, aşmışlar dedirtti bu şişenin tadı.Firma şık bir sunumda yapmış naylon torbalara koymak yerine hoş bir yağmurluk cinsi şişe boyutunda torbalara koymuş, keyifle içtik şarabı. Sanırım yine orada ki bir cam atölyesinde hediyelik olarak atıl şişeleri preslemişler, başıma iş bile açtı o şişeler git-gel aramadığım yer kalmadı,hatta ne hayaller kurdum o şişeleri preslemek üzerine, şuracıkta yakın olsa gidip kendi ellerimle seçeceğim presleyeceğim handiyse.Sıkı araştırmalar sonunda preslenmiş şişelerden buldum 1-2 tane daha hemen mutfak duvarımdaki yerlerini aldılar:)) Kala kala elimde o enfes tadtan bu yazılı torbacık kaldı.
Baktım baktım ne yaparım ben bununla diye ve sonunda buldum. Mevsim yağmur mevsimi ne zaman yağacağı hiç belli olmuyor, elimde torba taşımayı seviyorum da sallaya sallaya sularını akıta akıta bir türlü şemsiye taşımayı sevemedim.Evden şemsiye ile çıktığımda eğer yağmur durmuşsa taksi de yere koyduğum şemsiyeyi unutup iniyorum. Çantaya koyduğumdaysa koluma ve belime ciddi ağırlık yapıyor ve ıslandıktan sonra da tekrar çantaya koyamayınca sap gibi elimde kalıyor üstelik. Hanımhanımcık bir şemsiye kılıfım olsa fena mı olur? Hadi bakalım deyip aldım kumaş boyalarını önüme, sür sür bir türlü kapanmıyor o promasyon yazısı, halen de kaldı  biraz daha çalışmam gereken alan  var. Amacına uygun bir torba olsun dedim ve yağmur sonrası çıkan gökkuşağı sembolü renklerle boyadım:)

Boyadım, boyadım,yılmadan boyadım...
Her seferinde ince bir kat sürdüm kuruttum.
Sonra desen çizip astım kurusun diye bekledim.
Şu uygulama talimatlarını hiç okumayacaksın, hele sona yaklaşmışken hiç:(
72 saat sonra tersten ütüleyin diyor :=(
Ben de ütüledim, tabii sonuç hüsran alttaki malzeme yüzünden yapıştı ütü tahtasına:(
Kazıyıp temizledim yapışan yerleri, hadi tekrar boya tekrar bekle bakalım.
Sonunda bitti:)))

23 Eylül 2010 Perşembe

Sen uyu,ben başucunda beklerim...

Yine şişelere taktım, balık oldu, kedi oldu derken bu kez içlerine el feneri sarkıtınca bebek oldu.Çok güzel ışık veriyor... Bir tanesi daha natamam ve Badem için rezerv edildi, diğerleri Tekirdağ'a doğru yolculuğa çıktılar.. Umarım karanlıkta uykuya dalmaktan korkan 2 küçük çocuğu sevindirir ve onlara ''Sen uyu, ben başucunda beklerim'' der...

3 Ağustos 2010 Salı

PASSWORD:))


Sabahın köründe kalkıyor,akşama kadar işi bitmiyor, bitmez tabii...Onu da yapacağım bunu da yapacağım  kışın da yaparım yazın da kazarım diye tutturup duruyor bütün gün yaramaz bir çocuk gibi...Allah  sevgili anacığına sabır versin yaa nasılda tutturuk bir şey bu böyle... Sana ne arkadaşım kim ne yaparsa yapsın diyeceksiniz, iyi de öyle değil işte kazın ayağı, günlerde bitmiyor gecelerde...Kafasındaki planlardan başka 5 yıllık Ev Kalkınma Planında kullanılacak kadar malzeme var üstelik evinde...Bütün bunlar beni fazlası ile geriyor ayrıca...Bakma, ilgilenme senin canını ne sıkıyor diye pek tabii sorarlar adama.Canımı sıkmıyor da o içimdeki ses var ya o ses ''tembel tavuk,hadi  kalk, sen de kalk, yap'' diye dürteleyip duruyor. Gündüzleri kolay... bir şekilde geçiyor da geceleri kabus gibi..koyunlarımı alıp yumuşacık yastığıma başımı koyuyorum, başlıyorum çit üstünden atlatmaya koyuncuklarımı:)1 koyun, 2 koyun, 3 koyun...sonra   4 balık, 5 balık,6 balık diye devam eder buluyorum kendimi. Su yutmamak için... var gücümle kurbağalama mı yüzeyim derin sularda, mecan kayalıkların arkasına gizlenen balıkları mı bulup cıkarayım, saydığımı bir kez daha saymamaya mı çalışayım, büyük balık küçük balığı yutmasın diye mi uğraşayım, peşime takılan köpek balığından mı kaçayım yoksa boynuma dolanan yosunlardan mı kurtulayım?
Bekle ki uyuyasın, vurgun yemiş gibi kalkıyorum ben de sabahın köründe, geliyorum odaya yığıyorum elimdeki malzemeleri  bu kafama sokulan projeyi kendi yorumumla hayata geçirmek için transa geçmiş halde buluyorum kendimi:))İstersen yapma bu işin yarını ertesi gecesi daha ertesi gecesi var...Ortaya çıkan beğenilir mi acaba hiç bilmiyorum ama uykularımdan çıkması için yapmam lazımdı..nasılsa o daha yapamayacak sıradakiler yüzünden...






Ohh sonunda sen sağ ben selamet bitiyor... uykusuzluk başa bela, şimdi doğru yatağa... ben balıklarla uğraşırken koyunlar dağılmış sağa sola,daha çitten atlatıp ahıla koyamadığım yüzlerce koyun beni bekler:))) hepinize iyi günler,geceler...1 koyun, 2 koyun, 3 koyun,4 koyun,5 koyun...

Sahi password yazmışım ben bu yazının başlığına???O neydi ki???

30 Temmuz 2010 Cuma

HAYDİ HAYIRLISI DEMEKTEN BAŞKA NE DEMELİ???

Fena halde kedim geldiii:))) o nasıl oluyor demeyin artık biliyorsunuz ki tuhaf mı tuhaf bir blogdaşınız var, bana ne geleceği ne zaman geleceği belli olmaz, ayrıca gelir gelir kedi buuu:)))
Geçen yıl buradaki bilançomu kedilerle kapamıştım, üşenmeden oturup saydıydım kedi çıktıydı koca yılın bilançosundan...
O zaman ruhsal gelişimim konusunda kendimi çözümleyip yorumda bulunamamıştım:)))Tüm bu çalışmalarıma şu andaki yorumumsa şöyle;demek ki benim mevsimsel ve zamansal olarak kedi depreşimlerim oluyor ve kendimi birden kedi yaparken buluyorum...
Bakın şimdi neler oldu baştan birbiir anlatayım:)
Ben bambaşka bir proje peşindeydin aslen, yani kendimi şu şişeye ve onu nasıl yassılaştıracağıma konsantre etmiştim.İnternette uzun araştırmalar yaptım, 10marifet org da yazılarını severek takip ettiğim Sevgili ''Camtasarımlar''a da  her ne kadar şahsen tanımıyorsam da mail attıydım nasıl, nerede yaparım , yaptırırım bunları kolaycacık diye... Sevgili Camtasarımdan henüz cevap gelmedi, araştırmalarım sonunda da cam fırınına ve profesyonel bir yardımın gerektiği sonucuna vardım. Ama halen şahsi olarak bu işe Istanbul il sınırları dahilinde pratik olarak çözebileceğimi, nereden ,nasıl satın alabileceğimi henüz bulmuş değilim.
Hadi yassılaştırmaktan vazgeçeyim diyelim ama en azından tam ortasından dikey olarak bölebileyim ona da razıyım:(Ama yok yokk daha ortada öyle bir çözüm  ve oluşmuş fikir de yok...yok...Buraya kadar peki kedi  lafı hiç geçti mi, tabii geçmedi ...Sadece bu şişe vardı yassılmayı bekleyen:)))

Peki şimdi ne var elde;işte bu Kedicik...O birdenbire geldi.. Öyleyse neymiş:Yapacak bir şey bulamayınca habire kedi yapıyormuşum:)))yani depreşik, yani zamansal ve mevsimsel:)))




Hadi bakalım hayırlısı, kimbilir yassılaşana veya bölünene kadar neler gelecek elimdeki bu şişeciklerin başına daha???